• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
TAMER MADEN
tamer.maden@ihlaskoleji.com
FUTBOL NEDİR NE DEĞİLDİR ?
12/04/2015

FUTBOL NEDİR NE DEĞİLDİR ? 

FUTBOL ARENASI 

 

   Gladyatör  Eski Roma'da genelliklesavaş esirlerive kölelerdenoluşturulan,Romalıinsanları eğlendirmek, Roma halkını askerliğe, dövüşlere ve olası savaşlara hazırlamak amacı ile halkın seyirciliği refakatinde birbirleri veya vahşi hayvanlarla dövüşmek zorunda bırakılan insanlara denir. 

   Önceleri sadece aşağı tabakadan seçilen gladyatörlük, daha sonra bir meslek haline geldi ve gladyatör yetiştirmek amacı ile akademiler açıldı. 

 

  Tıpkı zamanımızda futbol okulları ve futbol akademilerininde olduğu gibi. 

 

   Oyunları düzenleyenler, gladyatör okulları arasındaki rekabeti kullanmış ve ünlü oyuncuların kazandığı karşılaşmaların reklamını yapmıştır. 

   Tıpkı zamanımızda spor kulüplerinin arasındaki rekabet ve oyuncu simsarlımenejerliği gibi. 

   Arena Eski Romada Arena kum anlamına gelir ve genellikle boğa güreşi, yarış, oyun vb. türlü gösteriler yapılan alana verilen isimdi yüzyıllar önce. 

   Şimdilerde birçok eski stad ve spor salonlarının adının yanında yeni stadyumların hepsinin adına‘’ Arena’’ kelimesi konulmaya başlandı; 

   Allianz Arena,Veltinz Arena, Mercedes Benz Arena, Bay Arena, Volswagen Arena,Red Bull Arena, TT Arena, Ülker Arena, Vodafone Arena vs. 

 

   Gladyatörler, kendilerini satın alan gladyatör okulu sahipleri tarafından eğitilir ve çoğu savaş esiri köleler olan bu eski askerlerin amacı dövüşte hayatta kalmaktı. 
İnsanla hayvan, insanla insan arasında yapılan dövüşlerde arenaya salınacak hayvanlar, değişik yerlerden getirilen yırtıcılardı.  Bu hayvanlar arenanın altındaki galerilerde günlerce karanlıkta aç olarak bekletilirler ve yukarı salınmadan önce de kızgın demirlerle dağlanarak daha da vahşi olmaları sağlanırdı. Sonunda beklenen an gelir ve arenanın ortasındaki ‘’mortal’’ (ölüm) denilen kapak açılır ve gladyatör yukarı çıkardı. Ardından ‘’ vital’’ (yaşam) kapağı açılarak vahşi hayvan arenaya salınırdı. Hayvan, binlerce insanın çığlıkları arasında gladyatörü yakalar ve yemeye başlardı.   

   Tıpkı zamanımızda daha modern bir şekilde uygulanan sırayla misafir takımın, ev sahibi takımın sahaya çıkışları, yani modern kölelerin seremonileri ve on binlerce insanın aynen o zamanlar da ki gibi çılgınca tezahüratları 

 

   O dönemin gladyatör okulları gezici kumpanyalar gibi eyaletleri dolaşıp amfi tiyatrolarda gösteriler yaparak, sahiplerine büyük paralar kazandırırlardı. Gidilen şehirlerde günler öncesinden yazılan ilanlarla dövüşler anlatılarak biletler satılırdı. Ricacılara ve alkışçılara bedava biletler verilerek de katılımın artması sağlanırdı. 

   Tıpkı zamanımızda kulüplerin hazırlık zamanlarında çeşitli bölgelerde gösteri ve hazırlık maçları yapmaları, müsabakaların gerek stadyumda gerekse tv başında izlenme oranının artması için reklam çalışmaları yapılması gibi. Kulüp yöneticileri ve federasyonların kayda değer paralar kazanmaları gibi. Bazı hatırı sayılır kişi ve kurumlara , yönetimlerin kendi has adamlarına ücretsiz bilet dağıtılması gibi. 

   Halkın bu gösterilere büyük ilgisi oluyordu. Devletler de gelişen bu sektörden memnundu. Zira bir yandan halk günlük sıkıntılardan uzaklaştırılıp, deşarj olması sağlanırken, öte yandan da amaç gençleri savaşçı ruha özendirmekti. 

   Tıpkı zamanımızda devletlerin halkın futbolla ilgilenip asıl önemli konulardan uzaklaştırılması, ve gelirden vergi akışın çok tatminkar olmasından vazgeçilememesi, halkın bir hobisi ve deşarj olma etkinliği gibi gösterilmeye çalışılması gibi. 

 

Evet Futbol ! 

 

   Futbol, dünyanın en çok izlenen, en çok oynanan, en çok ilgilenilen, en çok yorumlanan, en sevilen, en çok şiddet içeren, en çok bahis oynanan ve en çok paranın döndüğü en popüler endüstrisi. 

   M.Ö. 600’lü yıllarda topla oynanan ilk oyunun antik Yunan literatüründe “çok sert ve vahşi” olarak  anılan bir oyun olan “Harpaston” olduğuna inanılır. Eski Yunanca’da “El Topu” anlamına gelen ve bu açıdan  Hentbol, Rugby ve Amerikan Futbolu’nun atası olarak kabul edilen Harpaston Romalılar, oyunun kurallarına topa ayakla vurmayı da ekleyerek, oyuna “Harpastum” adını verirler ve Julius Sezar zamanında bu görsel açıdan bir çeşit kavga benzeri vahşi oyunu ileride modern futbolun beşiği olacak İngiltere’ye getirirler. Harpastum’un kitleleri peşinde sürükleyen popüler bir oyun haline gelerek “Football” adını alması ise Ortaçağ’da yeni vatanı İngiltere’de oldu.  

İngilizler, yüzyıllardır oynadıkları  oyunu 19. Yüzyılın 2. yarısından itibaren ulusal sporları olarak sistematik bir şekilde aşama aşama geliştirerek, dünyaya ihraç ettikleri büyük bir sektör haline getirdiler. 

 

   Futbolun ülkelere hızla yayılmasıyla birlikte, futbol takımlarının kurulmasıyla uluslararası maçlar da oynanmaya başlıyor, "milli takımlar" ortaya çıkıyor, ülkelerin futbol federasyonlarını da kurulmaya başlıyordu. Futbolun kitlelere yayılarak yoğun ilgiyle takip edilmesi neticesinde yavaş yavaş kendi endüstrisini de oluşturur, transfer edilen profesyonel futbolcular, parayla seyredilen futbol maçları gibi ekonomik güç muhteva eden yapılanmalardan sonra, İngilizler 1920'de lig maçlarını tahmin ederek bahse girmek üzerine kurulmuş ilk spor toto uygulamasını Birmingham'da başlatırlar. 

 

   28 Mayıs 1928'de Amsterdam'da toplanan FIFA Kongresi'nde dönemin FIFA Başkanı Jules Rimet'in rüyası gerçekleşiyor ve ilk Dünya Kupası'nın düzenlenmesine karar verilir. Futbolu dünyaya armağan eden İngilizler, FIFA'ya karşı uyguladıkları boykot nedeniyle FIFA tarafından ilk dünya kupasına davet edilmiyorlar ve bu durumunda etkisiyle ilk dünya kupası 1930'da Uruguay'da düzenlenir. 

 

   Fransız spor gazetesi L'Equipe, "Avrupa'nın en iyi futbol takımını belirlemenin zamanı geldi" sloganıyla bir turnuvanın detaylı bir projesini hazırlar ve 2 Mart 1955'teki ilk UEFA kongresini fırsat bilip  Avrupa'da futbolun düzenleyicisi konumuna gelir,  bu yeni organizasyona, kendi dizayn ettiği Avrupa Kupası fikrini benimsetmeye çalışır v başarır. 

 

   L'Equipe gazetesi tarafından geliştirilen "Avrupa Kupası" projesinde,  izleyicilerin ilgisini en üst düzeye çekecek  futbol takımlarının turnuvaya davet edilmesi düşünülerek o dönem Avrupa'nın önde gelen 18 futbol takımının temsilcileri turnuvanın kurallarını tespit etmek üzere 2-3 Nisan 1955'te Paris'e davet edilir 

 
   Paris'teki toplantı büyük bir başarı elde ediyor ve modern futbol endüstrisinin ilk ayak sesleri eşliğinde Avrupa Kupası turnuvasının ilk gelirlerinin paylaşım modeli ortaya çıkıyordu. 

 

Gelir nasıl paylaşıldı 

Fransızların teklifine göre, her maçın gelirinden  vergiler, statların kirası (o tarihlerde bazı ülkelerde statların sahibi kulüpler değil belediyelerdi, Türkiye'de durum halen bu şekilde devam etmekte!), organizasyon ile hakem masrafları ve misafir takım için 1.000 ABD Doları düşülecek ve geri kalan gelirin;  

1) Yüzde 5'i ev sahibi takımın Futbol Federasyonu'na;  

2) Yüzde 60'ı ev sahibi takıma; 

 3) Yüzde 30'u oynadıkları maç sayısına bağlı olarak tüm katılımcı takımlar arasında paylaşılmak üzere bir havuza; 

 4) Yüzde 5'i ise organizasyonun masraflarına ayrılacaktı. 

 

 
   Sonuç olarak, o tarihlerde Avrupa'nın en büyük statlarından birine sahip olan Real Madrid FC'nin Başkanı Santiago Bernabeu'nun, kendi stadının seyirci kapasitesinin maksimize edeceği gelirleri kulübüne yontmak yerine rekabeti güçlendirmek adına ortaya attığı fikri kabul görecek ve her maçın gelirinin her 2 takım arasında eşit olarak paylaşılmasına karar verilmişti. 

   

   Ülkemizde Futbol ! 

 

   Çok gerileri irdelemeye gerek yok ilk kurulan takımlardan bu zamana kadar yaklaşık 112 yıl geçmiş. Dört büyükler ve zamanla isimleri değişen geriye kalan kulüpler olarak süregelen bir rant , pazar endüstrisi. Adalet kavramının sadece sözde bir kavram olarak yaşadığı, yöneticilerin halkı isyan ve galeyana teşvik edici demeç ve eylemleriyle, spor yorumcularının taraftarı olduğu takımın fanatizmi ile ilkelerden ve doğruluktan, sportiflikten bihaber yazı ve yorumlarıyla, futbolcuların sahada birer gladyatör nidasıyla savaşmaları ve edep dışı, etik olmayan, fair playla bağdaşmayan Türk İslam kültürünün dışında olan hal , hareket ve sözleriyle, müsabaka tahminlerinin yapılması amaçlanarak maçlara gayri resmi müdahalelerin yapılması, bahisler üzerinde ayarlamalar yapılması, şike ve teşvik primlerinin ortalıkta dolaşmasıyla, yayın geliri adı altında bazı rant paylaşımlarının gizli tutulmasıyla, sürekli adaletin olmadığı ortamda hakemlerden adalet beklenmesiyle yoğrulmuş ve pişirilmiş ve de halkın önüne sürülmüş bir tezgahtan ibarettir. 

 

   Bütün bunların neticesinde sözü uzatmaya gerek yok ülkemizde insanlar artık takım taraftarlığı ile farklı tarzda bir guruplaşma içinde yaşamaktalar. Öyle ki arkadaşlar arsında hatta ve hatta kardeşler arasında dahi taraftarlık çatışmaları yaşanmakta. İnsanlar  zar zor kazanabildikleri ücretlerin bazen hatırı sayılır kısmını futbol uğruna seyir için veya bahis yoluyla harcamaktadırlar. Halkımız taraftarı olduğu kulübü için gerekirse kavga etmekte şiddet uygulamakta, bulunduğu yer , mekan ve kamu malına zarar vermekte hatta katil bile olabilmektedir. Bütün bunları hatırı sayılır paraları kazanan, iç eden, harcayan futbolcu(Gladyatörler, Modern Köleler), onların yöneticileri(Sahipleri) ve bu işten nemalanan ama kendisini hiçbir şekilde düşünmeyen patronlar(Asiller)  için yapmaktadırlar. 

 

      Tüm işleyişe bakıldığında dünyayı boşa meşgul eden , toplumları ayrıştıran, devletlerin farklı açıdan güç gösterilerine dönen , zenginin daha çok kazandığı, para aklamanın en ideal yollarından biri haline gelen Futbol Arenası İngilizlerin yeni dünya oyuncağından başka bir şey değildir. 

 

   Kurtulmak mı ? Kim bilir belki yarın belki yarından da yakın ama nasıl ve kim yapar bilemeyiz . Fakat acele edilmesi gerektiği muhakkak. 

 

 

Tamer Maden 

 

    



Paylaş | | Yorum Yaz
542 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KENDİN İÇİN SPOR - 09/04/2017
İşte bütün o tanımların , yorumların ve kitabi tüm anlatımların özünde spor tek bir kelime ile hareket demektir. Yapılan tüm hareketlere spor denir.
TANIDIKLARIM VAR - 09/04/2017
Her insan farklı fiziksel özellikler, yetenekler ve düşünce dünyasına sahip bir şekilde farklı hayat şartları içerisindedir. Her birey kendi hayatını farklılıklar içerisinde yaşamaya çalışır.
AYRANCI KÖYÜ TOPLANTI YERİ - 08/10/2015
Bildiğiniz üzere Ayrancı köyünün damat olarak bir ziyaretçisiyim. Sene de bir kez de olsa gelir zaman geçiririz.
MİLLİ EĞİTİM MİLLİ ÖĞRETİM - 20/04/2015
Eğitim, bireylerin toplumun standartlarını, inançlarını ve yaşama yollarını kazanmasında etkili olan tüm sosyal süreçlerdir.
ZENGİNLİK DERSİ - 15/04/2012
ZENGİNLİK Biz dinlenmek için temiz hava için tatil bölgelerine, piknik için yeşil alanlara gidiyoruz onlar zaten o ortamın içinde yaşıyorlar,
AMERİKAYI YENİDEN KEŞFETMEK - 11/02/2012
AMERİKA AMERİKA
MUTLULUK - 30/12/2011
SALİH ÖĞRETMEN VE ÖĞRETMENLER GÜNÜ
MEDENİYET DEDİĞİN TEK DİŞİ KALMIŞ : ULAŞIM - 23/12/2011
BÜYÜK ŞEHİRLERDEKİ ULAŞIM.
DİZİLERDEN DİZELER - 17/12/2011
HER GÜN GÖRMEYE ALIŞTIĞIMIZ DİZİLERİN HAYATIMIZI NASIL ETKİLEDİĞİNİ KISACA ANLATILMASI
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam69
Toplam Ziyaret271521
Hava Durumu
Anlık
Yarın
13° 13° 6°
Saat
Takvim
Site Haritası
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.03836.0625
Euro6.73226.7591